Beyin
Ekim 30, 2025
Kendime Notlar: Beyin Üzerine I
Serbest Bölge
Temmuz 29, 2025
Nulla: ROI’si Ölçülemeyen Yalnızlık
Serbest Bölge
Temmuz 19, 2025
Bir reklamı ilk gördüğünüzde fark edersiniz.İkinci kez gördüğünüzde tanırsınız.Üçüncüde ise… artık yoktur. Gözünüzün önündedir ama zihninizde değildir. Bu bir dikkatsizlik değil.Bu, beynin hayatta kalma refleksi. Beyin her şeyi algılayamaz.Algılarsa tükenir. Bu yüzden seçer.Ve en hızlı elediği şey şudur: Değişmeyen. Beynin Temel Kuralı: “Yeni Olan Önemlidir” İnsan beyni milyonlarca yıldır aynı soruya cevap arar: “Burada benim için yeni bir şey var mı?” Yeni bir ses.Yeni bir yüz.Yeni bir tehdit.Yeni bir fırsat. Tekrar eden şeyler bu soruya…
Kimse Google’a gerçekten şunu yazmıyor:“Yapay zeka ile içerik üretmek SEO’yu bozar mı?” Yazılan şey genelde daha çıplak, daha kaygılı: “AI içerik Google’da düşürür mü?” “ChatGPT ile yazılan yazılar cezalandırılır mı?” “Google yapay zeka içeriklerini anlıyor mu?” “Bu kadar emek boşa mı gidecek?” Yani sorulan şey teknik değil.Varoluşsal. İnsanlar SEO’yu değil, kaybolmayı soruyor. Bir site kurmuş, yazılar yazmış, belki aylarca emek vermiş biri için mesele algoritma değildir.Mesele şudur: “Bunca şey yaptım… ama görünmez mi olacağım?” Yapay…
Son birkaç gündür beynin nasıl çalıştığına dair okuduklarım, bana kimliğin aslında ne kadar akışkan bir şey olduğunu hatırlattı.Meğer “ben kimim?” sorusunun cevabı, nöronların elektriksel bir senfonisiymiş. Beyin ve Kimlik “Ben” dediğimiz şey, beynin içindeki milyonlarca elektrokimyasal ateşlenmenin ürünü.Yani kimliğimiz sabit bir yapı değil; deneyim, travma, ilaç ya da bir karar bile bizi değiştirebilir.Beyin kimyasalları değiştiğinde, “ben” de değişiyor.Belki de “değiştim” hissi, aslında biyolojik bir gerçek. Sinapslar ve Nöral Budama Bir bebek yaklaşık 100 trilyon sinapsla…
Nulla, hiç sunulmadı ama hep vardı. Hiç parlamadı ama hep yandı. Hiç etiketlenmedi, konumlandırılmadı ama hep oradaydı. Şekli hiç tamamlanmadı ama şekilsizliğiyle bile anlamlıydı. Nulla, gerçek parıltının görünmeyen zamanların bedeli olduğunu savunduğundan olsa gerek; billboard ışıklarında değil, yalnız geçen gecelerin derinliğinde anlam aradı. Radiohead gibi… Kalabalıklar için değil, kendi yankısını duymak isteyenler için ses verdi. Nulla da ancak fısıltıyla duyulabilirdi.Kendi iç sesini bastıran kalabalıkların içinde değil; kapalı perdelerin ardında, kimsenin görmediği hâliyle parlamayı seçti.Pazar payı…
Rilke der ki, ”İçimizdeki canavarlardan korkmayın; onların da bir kalbi vardır.” Ama şöhret, o canavarları evcilleştirmek yerine çoğaltır. Şöhret dediğimiz şey sadece ulusal ya da küresel çapta billboardlarda parlamak değildir; mahallendeki bakkalın seni tanıması, kuzeninin senin hayatına dair cümle kurmasıdır. Her bilinirlik bir işgaldir ve aslında kişi ne kadar tanınırsa, kendisine ait olan o içsel araziden o kadar çok yer kaptırır. Çünkü tanınmak, içsel arazinden parça parça toprak kaybetmektir.Ve bazen kişi, bu şöhretin hatırına kendi…