Dijital PazarlamaSEOYapay Zeka

Yapay Zeka ile İçerik Üretmek SEO’yu Gerçekten Bozar mı?

Kimse Google’a gerçekten şunu yazmıyor:
“Yapay zeka ile içerik üretmek SEO’yu bozar mı?”

Yazılan şey genelde daha çıplak, daha kaygılı:

  • “AI içerik Google’da düşürür mü?”
  • “ChatGPT ile yazılan yazılar cezalandırılır mı?”
  • “Google yapay zeka içeriklerini anlıyor mu?”
  • “Bu kadar emek boşa mı gidecek?”

Yani sorulan şey teknik değil.
Varoluşsal.

İnsanlar SEO’yu değil, kaybolmayı soruyor.


Bir site kurmuş, yazılar yazmış, belki aylarca emek vermiş biri için mesele algoritma değildir.
Mesele şudur:

“Bunca şey yaptım… ama görünmez mi olacağım?”

Yapay zeka bu soruyu daha da büyüttü.
Çünkü artık içerik üretmek kolaylaştı.
Ve kolaylaşan her şey gibi, değerinden şüphe edilir hale geldi.

İnsanların zihninde şu sessiz korku var:

“Herkes benim yaptığımı yapıyorsa, benim farkım ne?”

Tam olarak burada https://www.mehmetgpt.com/chatgptye-icerik-yazdirmak-mi-onu-egitmeden-mi/ yazımı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Aslında Google’a sorulan soru şu değil:
“AI SEO’yu bozar mı?”

Asıl soru şudur:

“Benim sesim bu kalabalıkta silinir mi?”

İşte bu yüzden bu konu bu kadar çok aranıyor.
Çünkü mesele yapay zeka değil.
Mesele yerini kaybetme korkusu.

Ve SEO, bu korkunun sadece görünen adlarından bir tanesi

Google Yapay Zeka İçeriğini Gerçekten Yasaklıyor mu?

Kısa cevap: Hayır.
Uzun cevap: Sorun sandığımız yerde değil.

Google hiçbir zaman çıkıp şunu demedi:
“Yapay zeka ile yazılmış içerikleri yasaklıyoruz.”

Ama insanlar bunu duymuş gibi davranıyor.
Çünkü belirsizlik, kulaktan dolma bilgilerle hızla efsaneye dönüşür.

Google’ın asıl söylediği şey daha soğuk, daha teknik ve daha net:

“Kullanıcıyı kandırmak için üretilmiş, düşük kaliteli ve manipülatif içerikler istemiyoruz.”

Buradaki kilit kelime yapay zeka değil.
Manipülasyon.

Google için içerik;

  • insan mı yazdı,
  • makine mi yazdı,

önemli değil.

Önemli olan şu soruların cevabı:

  • Bu içerik bir işe yarıyor mu?
  • Gerçek bir soruya cevap veriyor mu?
  • Okuyan kişi sayfadan daha net mi çıkıyor, yoksa daha mı boş?

Yani Google, yazara değil niyete bakıyor.

Bir insan da anlamsız, kopya, doldurma bir yazı yazabilir.
Bir yapay zeka da son derece faydalı, berrak ve derin bir metin üretebilir.

Google’ın problemi teknolojide değil.
Google’ın problemi çöplükte.

Çünkü internet uzun zamandır şişkin.
Aynı başlıklar, aynı cevaplar, aynı kelimeler…
Sadece farklı sitelerde yankılanan aynı boşluk.

Yapay zeka bu boşluğu yaratmadı.
Sadece görünür hale getirdi.

Aslında Google’ın durduğu yer çok basit:

“Bana yeni bir şey söylemiyorsan,
bana gerçekten yardım etmiyorsan,
seni yukarı taşımam.”

Bu yüzden “AI içerik yasak mı?” sorusu biraz yanlış bir soru.
Doğru soru şu:

“Bu içerik gerçekten bir iz bırakıyor mu,
yoksa sadece var mı?”

Google’ın yasakladığı şey yapay zeka değil.
Anlamsızlık.

Ve anlamsızlık, ister insan elinden çıksın ister makineden,
eninde sonunda görünmez olur.

Asıl Sorun: Yapay Zeka Değil, Yapay İçerik

Yapay zekayı suçlamak kolay.
Çünkü görünür.
Çünkü yeni.
Çünkü herkes kullanıyor.

Ama SEO’yu bozan şey yapay zeka değil.
Yapay içerik.

Yapay içerik;
ruhu olmayan, niyeti olmayan,
sadece “orada olması” için yazılmış metindir.

Sorunun başladığı yer tam olarak burasıdır.

Aynı başlıklar.
Aynı giriş cümleleri.
Aynı maddeler.
Aynı sonuç paragrafları.

İnternette bir konu arattığınızda, sanki tek bir metni farklı sitelerde tekrar tekrar okuyormuşsunuz gibi hissetmeniz boşuna değil.
Bu, yapay zekanın değil; kolaycılığın sesi.

Yapay zeka bir araçtır.
Ama araç, niyet yoksa anlam üretmez.

Bir çekiçle ev de yapabilirsiniz, cam da kırabilirsiniz.
Google için fark, kullanılan alet değil; ortaya çıkan şeydir.

Yapay içerik şunları yapar:

  • Soruyu gerçekten dinlemez
  • Cevabı derinleştirmez
  • Okuyucunun zihninde bir şey başlatmaz

Sadece kelime üretir.
Ama iz bırakmaz.

Google’ın algoritmaları artık kelimeleri değil, davranışı okuyor.
İnsan bu yazıda durdu mu?
Okudu mu?
Devam etti mi?
Paylaştı mı?
Geri mi döndü?

Yapay içerik bu sınavdan kalır.
Çünkü insan, anlamı tanır.
Ve anlamsızlıktan sessizce uzaklaşır.

İşte bu yüzden mesele “AI ile yazıldı mı?” değil.
Mesele şu:

“Bu içerik gerçekten bir şey söylüyor mu?”

Yapay zeka çok iyi yazabilir.
Ama söyleyecek bir şeyi yoksa,
yazı sadece gürültüdür.

Ve Google, gürültüyü artık çok iyi ayıklıyor.

Google İçeriği Nasıl “Anlamsız” Olarak Etiketler?

Google bir editör gibi metni okuyup altını çizmiyor.
“Bu anlamsız” diye not düşmüyor.

Ama anlamsızlığı çok iyi hissediyor.

Bunu kelimelerden değil, izlerden anlıyor.

Google için içerik, yazıldığı anda değil;
okunduğu anda değer kazanır.

Ve şu sinyallere bakar:

Kullanıcı Sayfada Duruyor mu, Kaçıyor mu?

Bir kullanıcı sayfaya girip birkaç saniye sonra geri dönüyorsa, Google şunu kaydeder:

“Aradığını burada bulmadı.”

Bu bir ceza değildir.
Ama bir işarettir.

Anlamlı içerik, insanı tutar.
Anlamsız içerik, hızlandırır.

Aynı Sorunun Kaçıncı Kopyası Bu?

Google aynı soruya verilmiş bininci cevabı gördüğünde şunu sorar:

“Bu bana ne kattı?”

Eğer içerik;

  • yeni bir bakış sunmuyorsa
  • deneyim eklemiyorsa
  • sadece var olanı tekrarlıyorsa

Google için bu içerik gerekli değildir.

Anlam, tekrar sayısıyla değil; farkla ölçülür.

İçerik Okunuyor mu, Sadece Kaydırılıyor mu?

Google, sayfada nereye kadar gelindiğini görür.
Hangi başlıkta bırakıldığını fark eder.

Eğer insanlar hep aynı yerde çıkıyorsa, mesaj nettir:

“Buraya kadar dayanabildik.”

Bu, içeriğin uzunluğuyla ilgili değildir.
İçeriğin taşıyabildiği ağırlıkla ilgilidir.

Sayfa Bir Yere Bağlanıyor mu, Boşlukta mı Kalıyor?

Anlamlı içerik;

  • başka içeriklere bağlanır
  • bir yol önerir
  • zihni devam ettirir

Anlamsız içerik bir duvar gibidir.
Okunur ve biter.

Google, içeriklerin bir bağlam içinde yaşamasını ister.
Tek başına duran metinler zayıftır.

İnsanlar İçeriğe Tepki Veriyor mu?

Paylaşım, yorum, geri dönüş, tekrar ziyaret…

Bunlar algoritmik değil, insani tepkilerdir.
Ve Google bunları çok ciddiye alır.

Çünkü insan tepki vermiyorsa,
içerik yaşamıyordur.

Google “anlamsız” damgasını vurmaz.
Ama anlamlı olana yer açar.

Geri kalanlar kendiliğinden aşağı iner.

Bu yüzden SEO artık kelime oyunu değil.
Bir iletişim sınavı.

Ve bu sınavda geçenler,
en çok yazanlar değil;
en çok karşılık bulanlardır.

Ama Bir Dur: Google Gerçekten Anlamı mı Ölçüyor?

Teoride her şey çok temiz.
“Anlam, deneyim, fayda, kullanıcı.”

Peki pratikte?

Pratikte Google çoğu zaman en çok anlamı olanı değil,
en çok gürültüyü çıkaranı yukarı taşıyor.

Derinlemesine yazılmış, özgün, düşünülmüş içerikler ise çoğu zaman aşağıda kalıyor.
Bazen hiç görünmüyor.

Bu bir çelişki mi?
Evet.

Ama tesadüf değil.

Google Neden Haber Sitelerini Seviyor?
Çünkü haber siteleri:

  • Sürekli güncellenir
  • Yüksek domain otoritesine sahiptir
  • Çok fazla backlink alır
  • “Taze içerik” sinyali üretir

Google için bunlar güvenli verilerdir.

Ama güvenli olan, her zaman derin olan değildir.

Haber siteleri çoğu zaman anlam üretmez;
akış üretir.

Ve Google, akışı sever.

Türkiye Meselesi: Aynı Kurallar, Aynı Sonuçlar mı?

Bir de işin coğrafi tarafı var.

Google, küresel bir sistem.
Ama anlam yereldir.

Türkiye’de aranan bir sorunun cevabı:

  • kültüre bağlıdır
  • dile bağlıdır
  • bağlama bağlıdır

Ama Google çoğu zaman bu nüansları görmez.
Çünkü algoritma yerel sezgiyle değil, küresel veriyle çalışır.

Sonuç?

  • Aynı cümleler
  • Aynı kalıplar
  • Aynı yüzeysellik

Yerel derinlik görünmez olur.

Yani Google Yanılıyor mu?

Hayır.
Ama eksik görüyor.

Google anlamı ölçmeye çalışıyor,
ama anlamın tamamı ölçülebilir değil.

Deneyim, sezgi, kültürel bağlam, ton…
Bunlar sayıya dökülemez.

Bu yüzden bazı içerikler hak ettiğinden daha aşağıda,
bazıları hak etmediği halde yukarıda.

Bu sistemsel bir körlük.

Herkes AI ile Yazıyorsa, Google Kimi Öne Çıkarır?

Bugün içerik üretmek hiç bu kadar kolay olmamıştı.
Aynı araçlar, aynı modeller, aynı hız.

Bu da şu soruyu kaçınılmaz kılıyor:

“Herkes aynı şekilde yazıyorsa, kim görünür olacak?”

Google’ın cevabı teknik gibi görünür ama özü çok insani:

Ayırt edilebilen.

Yapay zeka herkese aynı kapıyı açtı.
Ama içeri girince herkes aynı yere gitmek zorunda değil.

Google artık şuna bakıyor:

  • Bu içerik diğerlerinden neden farklı?
  • Aynı soruya başka bir yerden mi bakıyor?
  • Okuyucuya yeni bir bağlam sunuyor mu?

AI aynı kelimeleri verebilir.
Ama bakış açısını vermez.

Bakış açısı hâlâ insana aittir.

Google’ın Gerçek Aradığı Şey: Ayırt Edicilik

Eskiden “doğru cevap” yetiyordu.
Şimdi yetmiyor.

Çünkü doğru cevap zaten her yerde.

Google artık şunu arıyor:

  • Bu içerik diğerlerinden neden hatırlanır?
  • Okuyan kişi buradan bir cümleyle çıkar mı?
  • Bu yazı, başka bir yerde aynen bulunabilir mi?

Eğer cevap “evet” ise, Google için içerik ikame edilebilir demektir.
Ve ikame edilebilen şeyin değeri düşüktür.

Deneyim Fark Yaratır

AI, bilgi üretir.
Ama yaşanmışlık üretmez.

Bir şeyin nasıl yapılacağını anlatmak kolay.
O şeyi yaparken yaşanan tereddütü, yanılmayı, pişmanlığı anlatmak zor.

Google’ın EEAT dediği şey tam olarak buraya denk düşer:
Experience.

Yukarıdaki içeriğimde E-A-T-T’yi anlatmıştım.

Deneyim, kopyalanamaz.
Prompt’la çoğaltılamaz.

SEO’yu Bozan Yapay Zeka Değil, Kolaycılık

Yapay zeka içerik üretimini hızlandırdı.
Ama anlam üretimini garanti etmedi.

Sorun da tam burada başladı.

Çünkü hız, çoğu zaman niyetin yerini aldı.
Kolaylık, düşünmenin önüne geçti.

SEO’yu bozan şey;

  • yapay zekanın yazması değil
  • herkesin aynı şeyi yazması
  • söyleyecek bir şey olmadan yazılması

Yani mesele teknoloji değil.
Tavır.

Yapay zeka bir aracı ucuzlattı.
Bu, değeri ucuzlattığı anlamına gelmez.
Değer, hâlâ düşüncede, bakışta ve bağlamda.

Bugün Google’da düşen sitelerin çoğu şunu yaşamadı:
“AI kullandık, cezalandırıldık.”

Şunu yaşadı:
“Kolay olanı seçtik, kaybolduk.”

Çünkü Google’ın asıl savaşı yapay zeka ile değil.
Anlamsızlıkla.

Ve anlamsızlık;

  • hızlı üretilir
  • çok üretilir
  • ama tutulmaz

Uzun vadede görünür kalanlar şunlar olacak:

  • söyleyecek sözü olanlar
  • tekrarlamayanlar
  • insanı durduranlar

Yapay zeka bu insanların elinde bir tehdit değil,
bir büyüteç olur.

Anlamı çoğaltır.
Sesini netleştirir.

Ama kolaycının elinde,
gürültüyü büyütür.

Sonuç çok net:

SEO’yu bozan yapay zeka değil.
Söyleyecek sözü olmayanların daha hızlı yazması.

Ve bu, algoritmaların değil,
zamanın eleyeceği bir şey.





Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu